29 Temmuz 2014 Salı

Çukurova’nın şifa kaynağı: Hambeles meyvesi

Hatay’ın Erzin ilçesinde köylerde yetişen Hambeles meyvesi hastalıklara karşı önemli bir şifa kaynağı.

31 Ocak 2012 Salı 13:24
Bu haber 3560 kez okundu
Çukurova’nın şifa kaynağı: Hambeles meyvesi
Untitled Document

E-fidancim.com Tükiyenin En Büyük online fidan ve tohum satış sitesi 100 tl üzeri kargo bedava www.e-fidancim.com

TH Reklamları

 

Hatay’ın Erzin ilçesinde köylerde yetişen Hambeles meyvesi hastalıklara karşı önemli bir şifa kaynağı. Nohut tanesine benzeyen meyve, akciğer iltihabı, egzama, tansiyon, astım gibi hastalıkları önlüyor. Bölgede yararları fazla bilinmeyen hambeles, Erzin’deki manav ve pazar tezgâhlarında büyük rağbet görüyor.

    Çukurova bölgesinde Mersin, Adana ve Hatay’da ‘Hambeles’ adıyla bilinen yeşil renkli meyve birçok hastalığa karşı şifa kaynağı. Egzamadan tansiyona, astımdan romatizmal hastalıklara iyi gelen bu mucizevî bitkinin yararları, yetiştiği Akdeniz bölgesinde dahi çok fazla bilinmiyor.

    Hambeles’in antiseptik etkileri de bulunuyor. Bundan yararlanmak için meyvenin yeşil yaprakları kaynatılıyor, buharı damıtılarak elde edilen su vücuda sürülüyor. Hambeles’te bol miktarda A vitamini bulunuyor. Meyvenin suyu şurup yapılarak içildiğinde görme yeteneğinin artmasına yol açıyor. Hambeles’in yaprağı kaynatılarak içildiğinde, Türkiye’de özellikle kadınlarda çok rastlanan ve toplardamarların genişlemesine aynı zamanda şişmesine yol açan varis, bacak ağrıları ve romatizmal rahatsızlıklara karşı vücudun dirençli olmasını sağlıyor. Mikrop öldürücü, iştah açıcı, kan dindirme gibi özellikleri bulunan bu meyve, burun kanaması, mide kanaması, yüksek tansiyon ve şeker hastalıklarını da önlüyor. Bünyesinde uçucu yağ, sitrik asit ve şeker bulunduran Hambeles, çok sayıda hastalığı önleyen yeşil yapraklarını da yıl boyunca dökmüyor. Çocuklarda görülen ishal hastalığına karşı da önleyici etkisi bulunan Hambeles meyvesinin bin bir derde deva yeşil yaprakları kurutulduktan sonra çay olarak da tüketilebiliyor.

    Antiseptik özellik taşıyarak çok sayıda hastalığı önleyici rolü olan Hambeles, Hatay’ın Erzin ilçesine bağlı Gökdere Köyü'nde kendiliğinden yetişiyor. Yapraklarında ve çiçek dallarında reçine, tanen, sinaol, terpen, mirtol, pinen gibi maddeler bulunduran meyve, 1-3 metre boyunda ve yapraklarını dökmüyor. Hastalıklara deva olarak gösterilen şifa kaynağı Hambeles gün geçtikçe azalıyor.

    Hambeles’e vatandaşların büyük rağbet gösterdiğini söyleyen Erzinli Ziraat Mühendisi Necat Ertaç, hastalıkları önleyici bu meyvenin Türkiye’de çok fazla bilinmediğine vurgu yapıyor. Hambeles meyvesinin bitkisel tedavide de kullanılabileceğine değindi. Ertaç, ‘‘Erzin’de Gökdere, Kızlarçayı köylerinde kendiliğinden yetişen Hambeles diye bildiğimiz meyvenin orijinal adı ‘Myrtus communis’dir. Bu meyveyi özellikle yaşlılarımız hastalıkları önlemede kullanmışlar. Yaprağının suyu üzüm suyu ile karıştırılıp içilirse balgam söküyor. Aynı uygulama solunum, idrar yolu enfeksiyonları, dizanteri, dişeti iltihapları, pamukçuk, ağız iltihapları, anjin, farenjit ve belsoğukluğuna da iyi geliyor. Meyvenin yağı saça sürülürse siyahlaştırır, kepeği yok eder, sivilce ve çıbanları da iyileştirici özelliği bulunuyor.’’ ifadelerini kullandı.

    Hambeles’in Çukurova bölgesinde yararlarıyla bilindiğini söyleyen Ziraat Mühendisi Ertaç, ‘‘Allah her meyveye ayrı bir özellik vermiş. Yararı olmayan bir meyve yoktur. Hambeles de çok sayıda hastalığa iyi geliyor. Özellikle yaprağı her derde deva. Ne yazık ki bu meyve çok fazla bilinmiyor. Mersin, Adana, Hatay çevrelerinde kırsal köylerde seyrek bir şekilde yetişiyor ve yararları bu bölgelerde dahi bilinmiyor. Bu ürünün daha fazla insan tarafından bilinmesi, hasta insanlarımıza bu üründen şifa olarak tükettirilmesi lazım.’’ şeklinde konuştu.







Haber Kaynağı: Cihan Haber Ajansı

    Yorumlar

GAZETE MANŞETLERİ

HAVA DURUMU

Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

ANKET Sonuçlar Tümü

?Okul sütü projesini faydalı buluyor musunuz?

NAMAZ VAKİTLERİ

Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

SENDE YAZ

Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

ARŞİV