Öne Çıkanlar tarım Gıda çiftçi dap desteği çiftlik bank

Bu haber kez okundu.

2011 yılı yaş çay alım fiyatı belli oldu
Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, 2011 yılı yaş çay alım fiyatını, taban fiyat 98 kuruş, destekleme primi de 12 kuruş olmak üzere 1,10 lira olarak açıkladı.

Bakan Eker, Çaykur Genel Müdürlüğünde düzenlenen toplantıda, ÇAYKUR'un bu yıl uygulayacağı yaş çay alım fiyatının 2010 yılına göre yüzde 10 artışla 98 kuruş taban fiyat, 12 kuruş da destekleme primi olmak üzere 1,10 lira olacağını belirtti.

Bu rakamın 69 cente karşılık geldiğini ifade eden Eker, hükümete geldiklerinde fiyatın 22 cent olduğunu kaydetti.

Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, ''Seylan, Hindistan çayına göre Rize çayının önemli avantajı var. Onlar iklim gereği ilaç kullanmak zorundalar. Bu riskli bir durum ve sağlıklı değil'' dedi.

Bakan Eker, ÇAYKUR Genel Müdürlüğünde düzenlen basın toplantısında, yeni sezonun çay üreticilerine refah getirmesi dileğinde bulundu.

Hükümet olarak her alanda olduğu gibi tarım sektöründe ve diğer sektörlerde özellikle üreticilerin daha çok gelir elde etmelerini sağlamak, üretimi, verimli tutmak, daha iyi istihdam yürütmek için gayret içinde oldukları vurgulayan Eker, ''Bu anlayışla tarımsal destekleme politikasını hükümete geldiğimizden bu yana belirli stratejik değişiklikleri dikkate alarak değiştirdik. 2002 yılında Rize sadece doğrudan gelir desteği alıyordu. Bunun için Rizeli üreticiler 3 milyon 100 bin lira civarında para alıyordu. Çayda prim yoktu. Diğer desteklemeler de son derece sınırlıydı'' diye konuştu.

Geçen yıl üreticilere sağladıkları prim desteği ve diğer faaliyetlere sağladıkları imkanlarla Rizeli çiftçilere 148 milyon 500 bin lira nakit destek verdiklerini belirten Eker, ''Ölçüye vurursak yüzde 4 bin 500 artış oldu. 2003-2011 döneminde Rizeli çiftçinin bizden aldığı nakit destek tutarı 769 milyon liradır. Bunun içinde projelere sağlanan destekler, çayla ilgili sağlanan uygulamalar var'' dedi.

Çayın kendileri açısından, Doğu Karadeniz ve Rize için çok önemli olduğunu vurgulayan Eker, şunları söyledi:

''20. yüzyılın sonlarında faaliyete geçen çayda, ülkemiz bugün itibariyle dünyadaki üretim alanlarının yüzde 3,3'üne sahip. Türkiye'de 763 bin dekar alanda 1 milyon 300 bin ton üretim yapılıyor. Bu 2002 yılında 850 bin ton civarındaydı. Kuru çay üretimi de 137 bin tondan 238 bin tona çıktı. Sadece kuru çayda 100 bin tondan fazla üretim artışı meydana geldi.

Bu dönem içinde Türkiye'de hem verimlilik, hem yaş çay hem kuru çay üretiminde ciddi bir artış oldu. Ortalama verim dekar başına bin ile bin 500 kilo arasında. Türkiye çay tarım alanlarının genişliği bakımında dünyada 7, kuru çay üretimi bakımından 5, kişi başına tüketim bakımından 4. sıradayız. Dünyada an çok çay içen 4 ülkeden biri Türkiye. Son yüzyılda üretim alanı olmasına rağmen bu seviyeye gelmiş olması çok anlamlı.''

-''ÇAY ÜRETİCİSİNİ KORUYOR, DESTEKLİYORUZ''-

Bakan Eker, çay üretiminde Rize'nin yüzde 60'dan fazlasını, Trabzon'un yüzde 24, Artvin'in yüzde 11, diğer kısmını da Giresun ve Ordu illerinin karşıladığını anlatarak, şöyle devam etti:

''Bizim için özel ürün hüviyetinde olan çayın üretiminin artırılması, daha iyi işlenmesi, daha iyi ihracat imkanlarına kavuşması için gümrükler yoluyla çay ticaretini düzenliyoruz. Çayda gümrük vergisi yüzde 145 seviyesinde. Böylece çay üreticisini, yerli üreticiyi dünya üretimine karşı koruyor, destekliyoruz. Yeni pazarlar bulmamız, kaliteyi artırmamız, ürün çeşitliliğine gitmemiz, verimliliği artırmamız, avantajlarımızı iyi kullanmamız durumunda çayın giderek daha verimli, daha düşük maliyetli bir üretimle sürdürülmesi mümkün hale gelir.

Aslolan üretimi tek başına yapmamız, bunu yüksek desteklerle ayakta tutmamız değil, sürdürülebilir tutmamızdır. Bunun için gerekli tedbirleri hep birlikte almalıyız. İklim avantajlarımız var. Seylan, Hindistan çayına göre Rize çayının önemli avantajı var. Onlar iklim gereği ilaç kullanmak zorundalar. Bu riskli bir durum ve sağlıklı değil. Biz ilaç kullanmak durumunda kalmadan çayımızı üretiyoruz. Bu avantajı iyi kullanmalıyız.''

Üretici sayısında önemli bir artış olmadığı halde çay üretiminde artış sağladıklarını ifade eden Eker, ''Hükümet olarak üreticiyi daha iyi gelirle buluşturmak için bir takım tedbirler aldık. Hükümete geldiğimizde çay fiyatı 2002 yılında 32 kuruş idi, pirim yoktu. Biraz budama tazminatı vardı. Geçen yıl çay fiyatı prim dahil 1 lira oldu. Bu psikolojik eşikti. 2003 yılında yüzde 40 artış, 2004 yüzde 31 artış, ondan sonra yüzde 11, 12 gibi... Çünkü enflasyon düştü. Böylece bu yıla geldik'' diye konuştu.

Hükümetleri döneminde başladıkları prim ödemesinde bugüne kadar 768 milyon lira ödeme yapıldığını bildiren Eker, şöyle devam etti:

''2010 yılı için üreticilere 123 milyon lira ödeme yapıldı. Özel sektöre çay veren üreticilerimizin priminde sorun vardı. Onu da Başbakanımızın özel talimatı ile çözdük ve 26 milyon lira ek prim ödemesi gerçekleşti. Budama tazminatı uygulaması ile günümüze kadar 372 milyon lira ödendi.

Uygulama halen devam ediyor. 2003-2011 yıllarında prim ve budama tazminatı ile ilgili 1 milyar 140 milyon lira çay için ödeme gerçekleşti. Çay üreticilerinin arazi ile ilgili, miras yolu ile bölünmeleri ile ilgili bazı sorunları var. Gelecek yıllara yönelik çay alanlarının yeniden ruhsatlandırılmasına yönelik çalışma başlattık. Bunu da önümüzdeki dönemde çözeceğiz. Kesin bir şekilde çözülmesi gereken bir sorundu.''

-''HAZİRAN AYI İÇİNDE BİR ÖDEME GERÇEKLEŞTİRİLECEK''-

Bakan Eker, Türkiye için önemli olan 9 ürünle ilgili, özel ürünlerle ilgili ürün konseyi kurduklarını dile getirerek, ''Bunlardan biri de Ulusal Çay Konseyi idi. Bakanlığımızca Ulusal Çay Konseyine çay rekoltesi tespit etme yetkisi verdik. Bu sadece danışma konseyi değil, rekolte belirleme yetkisi verdik. Fiilen işin içinde olması için'' dedi.

Eker, ÇAYKUR'un Türkiye'nin en önemli şirketlerinden birisi olduğunu, büyük ölçüde giderlerini gelirlerinden karşılayan, yetmediği yerde Hazinenin destek verdiği bir kuruluş olduğunu anlatarak, şöyle konuştu:

''ÇAYKUR bu çalışmaları yaparken ekonomik analizler yapıyor. Biz hükümet olarak bir şeye önem veriyoruz. Bunu sadece ekonomik maliyet unsuru olarak görmüyoruz. Görseydik maliyetlerin üzerinde fiyat politikası izlemezdik. Çayın kilogram başına maliyeti 2002 yılında 24,9 kuruştu. 2010 yılında 70 kuruş maliyet vardı. Bu yıl 74 kuruşluk maliyeti var. Bu da bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 5'lik bir maliyet artışı getiriyor. 2010 TÜFE artışı yüzde 8,57'dir. Bu esas alınıyor. 2002 yılında çay fiyatı 32 kuruş iken dolar karşılığı 22 cent idi. 2010 yılındaki yaş çay fiyatı primle birlikte 1 lira, dolar karşılığı 65 cent idi.

2002 yılına göre bizim verdiğimiz fiyat artışı yüzde 213'dür. Dolara göre artış ise yüzde 195'dir. Haziran ayı içinde bir ödeme gerçekleştirilecek. Bütün bunları dikkate alıyoruz. Bu yıl fiyat 98 kuruş, prim de 12 kuruş olmak üzere 1,10 kuruş olacak. Bir önceki yıla göre artış yüzde 10'dur. Enflasyonun yüzde 8,5, maliyetin yüzde 5 arttığı bir dönemde imkanlar ölçüsünde ÇAYKUR olarak en iyi fiyatı sağlamaya çalıştık.''



 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner59

banner95

ahududu fidanı,armut fidanı,çiçek soğanı, çiçek soğanı satışı,çiçek tohumu,çiçek tohumu satışı,çınar ağacı fidanı,dut fidanı,erik fidanı, fidan,fidan satışı,fındık fidanı, goji berry fidanı,gül fidanı, gül fidanı satışı, kayısı fidanı, kiraz fidanı, lale soğanı, limon fidanı, meyve fidanı,nar fidanı, sebze tohumu, şeftali fidanı,tohum satışı, trabzon hurması fidanı, üzüm fidanı, elma fidanı,vişne fidanı,zeytin fidanı, armut fidanı, palmiye fidanı, çim tohumu,badem fidanı,