26 Haziran 2017 Pazartesi

'Hiç'ten girişim

Paris'te stajyer olarak adım attığı profesyonel iş hayatında pazarlama müdürlüğüne kadar yükselir. 'Moda fuar organizatörlüğü bana göre değil' der ve kendi işinin patronu olur.

19 Aralık 2016 Pazartesi 10:31
Bu haber 870 kez okundu
 'Hiç'ten girişim
Untitled Document

E-fidancim.com Tükiyenin En Büyük online fidan ve tohum satış sitesi 100 tl üzeri kargo bedava www.e-fidancim.com

TH Reklamları

 

1 yıl Fransa’da, 4 sene de Libya’da çalışır. Savaşla birlikte de Duygu Özerson Elakdar, eşiyle doğduğu topraklara geri döner... Doğaya yakın olma isteği Elakdar çiftini tesadüflerin de etkisiyle Urla’ya getirir. Katıldığı 2 günlük zeytinyağı tadımıyla Duygu Özerson Elakdar’ın hayatı değişir. Zeytinyağına dair bildiği her şeyin yanlış olduğunu gören Elakdar, bir anda kendisini sektörün içinde bulur. Devletten kiraladığı 60 bin zeytin ağacından elde ettiği zeytinyağıyla ‘Hiç’i yaratır. Bugün hem Amerika’da, hem de Türkiye’deki gurme şarküterilerde ‘Hiç’le yerini alan Elakdar’ın gündemde yeni tesis ile sıra dışı bir lokanta var... 


DUYGU Özerson Elakdar... Aileden değil, tamamen kendi tercihiyle zeytinci olanlardan... İşin büyüklüğü ve zorluğu dikkate alındığında tam bir yeni nesil çılgın çiftçi müteşebbislerden... Eşiyle birlikte May Dizayn Tasarım’ı kuran ve ‘Hiç’ markasıyla yoluna devam eden Elakdar’la hem girişimcilik serüvenini, hem de gelecekle ilgili planlarını konuştuk. 1978 Ankara doğumlu olan ve çocukluğunun doğanın içinde geçtiğini söyleyerek söze başlayan Duygu Özerson Elakdar, hikayesinin devamını şöyle aktardı:

 
‘Bu iş bana göre değil’ dedi ve
“Babam sanayiciydi ama ben hep doğayla iç içe büyüdüm. Yaz tatillerini geçirdiğimiz Alanya’da seramikten takı yapıp sattım. Ekonomik sıkıntımız yoktu ama pazardan aldığım mısırları haşlayıp paraya çevirdim. Bu tip küçük girişimlerim oldu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin ardından da mastır için Paris Sorbonne Üniversitesi’ne gittim. Burada da pazarlama ve işletme üzerine uzmanlığımı bitirdim. Moda fuarı organizatörlüğü alanında önemli bir marka olan Eurovet’te staj yaptım. Deneme sürecinde de o döneme kadar Türkiye’den hiçbir firma Eurovet’in fuarlarına katılmıyordu. 2 aylık çalışma sonucunda 7 fuarın 4’üne Türkiye katılımını sağladım. Bu süreç pazarlama müdürlüğü, hatta şirket ortaklığına kadar devam etti. 7 yılın sonunda ise bu işin bana göre olmadığını düşündüm ve ayrıldım.”

 
Her şeyin suçlusu o 30 ağaç
Elakdar, uzun soluklu profesyonel iş hayatının ardından kendi şirketini kurar. 1 yıl Fransa’da organizasyon şirketiyle yol alan Duygu Özerson Elekdar, ardından da eşinin işi nedeniyle gittiği Libya’da açtığı modern sanat galerisini 4 yıl işletir. 2011’de Libya’da çıkan savaşla birlikte Türkiye’ye döndüklerini anlatan Elakdar, “İlk başta İstanbul’da arayışa girdik. Ama İstanbul adamı olmadığımızı gördük ve tesadüfler bizi Urla’ya getirdi. Katıldığım bir zeytinyağı tadımıyla da her şey değişti. Doğanın içinde büyüyen biri olmama rağmen zeytinyağına dair bildiğim tüm doğruların yanlış olduğunu öğrendim. Bahçemizde bulunan 30 zeytin ağacından elde ettiğimiz zeytinyağını büyük gururla tadıma götürdüm. Ürünümüze lampant (ham zeytinyağı) dendiğinde çok bozuldum. Felaket bir yağı iyi sanmıştım. Bir anda sektörü araştırmaya, zeytinlik aramaya başladık. Devletten 2 bin dönümlük bir alanı kiraladık. Burayı rehabilite etmeye başladık. Şirketimizi kurduk. Geçtiğimiz yıl da raflarda yerimizi aldık” diyerek ‘Hiç’in doğuş öyküsünü paylaştı.

URLA MARKASINA YAKIŞSIN İSTEDİK
DÜNYADA zeytinyağı tarihi literatüründe ilk adı geçen yerin Urla olduğuna dikkat çeken Duygu Özerson Elakdar, köklü tarihin üzerinde kök salan zeytinlerden işlenen her damla yağın en iyi kalite olmasının tarihi sorumlulukları olduğunu belirterek, “Urla’ya yakışır zeytinyağı üretmek ve yağımızı ulusal-uluslararası pazarda ilçenin etiketiyle temsil etmek misyonumuz. Urla markasına yakışan bir ürünle yol almak istedik” diyor.

TEVAZUNUN YANSIMASI
DUYGU Özerson Elakdar, radikal bir isim olan ‘Hiç’in markalaşma sürecini şöyle aktardı: “Mevlana, ‘Bu dünyada herkese bir şey olmaya çalışırken sen hiç ol! İnsanın çömlekten farklı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir’ der. İlham kaynağı bu. Ayrıca, zeytin kendi başına bir mucize. Ben üretici, çiftçi olarak ona ekstra bir şey takmıyorum. Yeter ki, ondan bir şey çıkarmayalım ya da eksiltmeyelim... Hak ettiği değeri ve saygıyı vererek onu işliyorum. Onun için bizim payımız çok yok. Bu mantıktan ‘Hiç’ doğdu. Biraz tevazu göstermek gerekiyor.”
 Hürriyet
TESİS YENİ YILDA GELİYOR 
60 bin adetlik zeytin ormanlarında 4 çeşit yağlık zeytin ağaçları bulunduğunu anlatan Duygu Özerson Elakdar, “Şu an zeytinlerimizi bir kooperatifte sıktırıyoruz. Soğuk sıkım... Bizim kaprisimizi çekiyorlar. Kendi depomuzda dinlendiriyoruz. Daha sonra anlaştığımız başka bir noktada dolum işlemi oluyor. Butik üreticiyiz. 50 ton gibi bir yağımız olacak. Şimdi kendi tesisimizi kuruyoruz. 2017’de devreye girecek. Böylece hasat sonrası hemen zeytinlerimiz işleme tabi olacak” diyerek yeni yatırımların bilgisini verdi.
 
BAŞKALARI DA AYDINLANSIN DİYE
GASTRONOMİ odaklı planlarının bulunduğunu anlatan Duygu Özerson Elakdar, bunun ilk adımının ise 2017 bahar aylarında açacağı lokanta olduğunu belirterek, “Zeytinlerimizi hasat edenler, gelip yağhanede bunu sıktıracak, daha sonra ise gelip lokantada zeytinyağlı yemekler pişirebilecek. Zeytinyağını anlatacağız. Tadım akademisi de olacak. Ben nasıl aydınlandıysam, başkalarında da bunun olmasını istiyorum. Urla Sanat Sokağı’nda bulunan açık hava Rum sinemasını restore ettik. Hiç Lokantası ve Tadım Akademisi burada faaliyet gösterecek” diyor.


ŞİŞE TEKELİNİ KIRDIK
DUYGU Özerson Elakdar’ın markasının ismi gibi ürünlerinin ambalajı da sektörün pek alışık olmadığı tarza. Elakdar, sektörde şişe konusunda bir tekelin varlığına dikkat çekerek, şöyle devam etti: “Ürünümüz özel. Şişesinin de özel olmasını istedik. Özel olarak el yapımı üçgen şişeler yaptırıyoruz. Sektörde oluşan tekeli yaptırdığımız bu cam ve seramik şişelerle kırmak istedik. Kendi şişemizi tasarlamak bize ürünün saklama niteliğini güçlendirecek artılar ekleme şansı verdi. Zeytinyağını en iyi şekilde işlemeye gösterdiğimiz özeni yağımızın sunumu sırasında da sürdürmek ve tatla alınan hazzı, estetiğin verdiği zevkle yoğunlaştırmak istedik.”
 Hürriyet
SULAMA GÜNEŞ ENERJİSİNDEN
EŞİNİN araziye zirai mekanizasyon konusunda ciddi yatırım yaptığını dile getiren Duygu Özerson Elakdar, “Güneş enerjisiyle çalışan sulama sisteminden birçok ilki hayata geçirdik. Bunu yapma nedenimiz de Türkiye’de tarım çok emek yoğun bir sektör ama verim düşük. Bu da size para kazandırmıyor. Makineleşerek maliyetleri düşürdük. 4 çalışanımız var. Yüzde 35 eğimi olan bir alanda onları fonksiyonel şekilde çalıştırıyoruz” diyerek bu alanda da yaptıkları farkındalığı paylaştı.


KISA KISA
* Duygu Özerson Elakdar, zeytin ve zeytinyağıyla ilgili sürekli kendini geliştiriyor. 2 yıldır İtalya’nın en köklü zeytinyağı tadım akademisine giden Elakdar, 3’üncü yılın sonunda buradan diploma alarak uluslararası tadımcı olacak. 
* ‘Hiç’ sadece Türkiye’de değil. Amerika’da da gurme şarküterilerde yerini almış durumda. Elakdar, “Her ülkede olalım gibi bir derdimiz yok. Ürünümüzün hakkını veren pazarlarda olacağız” diyor. 
* Zeytinyağının yanı sıra sabun ve balın da ürün portföylerinde yerini aldığını anlatan Elakdar, İstanbul ağırlıklı gurme şarküterileri ve e-ticaret kanalıyla tüketiciyle buluştuklarını söylüyor. “Şişeye bakıp fiyat sorana kırılıyorum” diyen Elakdar, bu nedenle market raflarında olmadıklarını paylaştı.
Haber Kaynağı: Tarımsal Haber - www.tarimsalhaber.com
    Yorum yazmak için sitenin üst kısımdan giriş yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen olun!

GAZETE MANŞETLERİ

HAVA DURUMU

Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

ANKET Sonuçlar Tümü

?Okul sütü projesini faydalı buluyor musunuz?

NAMAZ VAKİTLERİ

Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

SENDE YAZ

Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

ARŞİV