Öne Çıkanlar Gıda tarım rusya domates ithalatı gayrisafi milli hasıla dap desteği

Bu haber kez okundu.

Merkez Bankasi Enflasyonla İlgili Hükümete Açik Mektup Gönderdi
Merkez Bankası, enflasyonun 2011 yılı sonunda hedefin belirgin olarak üzerinde gerçekleşmesi nedeniyle hükümete açık mektup gönderdi. Mektup’ta enflasyonun 2011 yılı sonunda hedefin belirgin olarak üzerinde gerçekleştiğine dikkat çekilerek, bu gelişmede Türk lirasındaki değer kaybının yanı sıra emtia fiyatları, tütün ve işlenmemiş gıda fiyatları gibi para politikasının kontrolü dışında kalan unsurların etkili olduğunu vurguladı. Mektupta, Merkez Bankası’nın enflasyondaki yükselişe güçlü bir parasal sıkılaştırma ile karşılık verdiğini ve beklentileri kontrol altına aldığını belirtilerek, “Bu çerçevede, önümüzdeki dönemde enflasyonun kademeli olarak hedefe doğru ilerlemesi beklenmektedir. Merkez Bankası enflasyon görünümüne ilişkin gelişmeleri yakından takip ederek fiyat istikrarı yolunda elde edilen kazanımların kalıcı olması için gereken tedbirleri almaya devam edecektir” denildi.
Merkez Bankası, enflasyonun 2011 yılı sonunda hedefin belirgin olarak üzerinde gerçekleşmesi nedeniyle hükümete açık mektup gönderdi. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’a yazılan mektupta, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu’nun 42’nci maddesi uyarınca, enflasyonun hedeften belirgin olarak sapması durumunda Merkez Bankası’nın sapmanın nedenlerini ve alınması gereken önlemleri Hükümete yazılı olarak bildirmesi ve kamuoyuna açıklaması gerektiği kaydedildi. 21 Aralık 2010 tarihinde yayımlanan “2011 Yılında Para ve Kur Politikası” başlıklı temel politika metninde belirtildiği gibi, 2011 yılı için enflasyon hedefinin Hükümetle beraber yüzde 5.5 olarak belirlendiği belirtilen Mektupta, “Yine aynı metinde, yılsonunda enflasyonun hedeften belirgin olarak (her iki yönde de 2 puandan daha fazla) sapması halinde Hükümete bir açık mektup yazılacağı ifade edilmiştir. 2011 yılsonunda enflasyon yüzde 10.45 düzeyine ulaşarak hedefin belirgin olarak üzerinde gerçekleşmiştir. Bu metin, enflasyonun hedeften sapmasının nedenleri ile hedefe ulaşmak için alınan ve alınması gereken önlemleri açıklamaktadır” denildi.

-ENFLASYONUN HEDEFİN ÜZERİNDE GERÇEKLEŞMESİNE NEDEN OLAN TEMEL GELİŞMELER; İTHALAT FİYATLARINDA VE DÖVİZ KURUNDA GÖZLENEN YÜKSEK ARTIŞLAR-

2011 yılında enflasyonun hedefin üzerinde gerçekleşmesine neden olan temel gelişmelerin yıl genelinde ithalat fiyatlarında ve döviz kurunda gözlenen yüksek artışlar olduğu belirtilen Mektupta, “2010 yılının son çeyreğinden 2011 yılının Aralık ayına kadar Türk lirası cinsinden ithalat fiyatlarının artışı yüzde 40’ı aşmıştır. Tek başına bu gelişmenin yıllık enflasyon üzerindeki etkisinin yaklaşık 5 puana ulaştığı tahmin edilmektedir. İthalat fiyatları ve döviz kuru gelişmelerinin yanı sıra enflasyonun hedefin üzerine çıkmasında etkili olan bir diğer unsur Ekim ayındaki tütün ürünleri vergi düzenlemesi ve buna bağlı olarak ortaya çıkan fiyat artışları olmuştur. Tütün fiyatları 2011 yılında yüzde 18.6 ile enflasyon hedefinin oldukça üzerinde artmıştır. Söz konusu artışın yıllık enflasyona katkısı 1.1 puan olmuştur” denildi.

-ARTIŞLARIN BİR NEDENİ DE İŞLENMEMİŞ GIDA FİYATLARINDAKİ AŞIRI OYNAKLIK-

Son aylarda enflasyonda gözlenen hızlı artışın nedenlerinden birinin de işlenmemiş gıda fiyatlarındaki aşırı oynaklığa bağlı olarak yaşanan yüksek oranlı artışlar olduğu vurgulanarak, yıl genelinde yüzde 15 civarında artan işlenmemiş gıda fiyatlarının enflasyon üzerindeki etkisinin 2 puana yaklaştığı ifadeleri kullanıldı. Mektupta, ithalat fiyatları, döviz kurları, işlenmemiş gıda ve tütün ürünü fiyatlarındaki gelişmelerin, 2011 yılı sonunda enflasyonun hedefin üzerinde kalmasında belirleyici olduğunun altı çizilerek, anılan unsurlar içinde Merkez Bankası politikalarından etkilenebilen tek kalemin döviz kurları olduğu, bu nedenle, 2010 yılının sonlarından itibaren gözlenen döviz kuru hareketlerinin uygulanan politikalar kapsamında değerlendirilmesinin önem taşıdığı kaydedildi.

-ARTAN SERMAYE GİRİŞLERİ SONUCU TÜRK LİRASINDA GÖZLENEN DEĞERLENME VE HIZLI KREDİ BÜYÜMESİ CARİ DENGEDE BELİRGİN BİR BOZULMAYA YOL AÇTI-

Küresel kriz sonrası gelişmiş ülkelerin uyguladığı olağanüstü gevşek para politikalarının bir sonucu olarak ortaya çıkan bol ve ucuz likiditenin 2010 yılından itibaren gelişmekte olan ülkelere yönelik kısa vadeli sermaye akımlarını artırdığı belirtilen mektupta, “Sağlam finansal sektörü ve güçlü büyüme potansiyeli ile Türkiye’de bu girişlerden önemli bir pay almıştır. Artan sermaye girişleri sonucu Türk lirasında gözlenen değerlenme ve hızlı kredi büyümesi cari dengede belirgin bir bozulmaya yol açmıştır. Aşırı değerlenen Türk lirası ve hızlı kredi genişlemesinin orta vadede makroekonomik dengelerin sürdürülebilirliğini tehdit edeceğini öngören Merkez Bankası politika stratejisinde önemli değişiklikler yaparak finansal istikrara verdiği ağırlığı artırmıştır. Bu dönemde enflasyonun hedefin altında seyretmesi ve düşüş eğiliminde olması Merkez Bankası’nın finansal istikrara odaklanabilmesine olanak tanımıştır. Bu çerçevede 2010 yılının sonlarından itibaren Merkez Bankası birden fazla politika aracını aynı anda kullanmaya başlamış ve uyguladığı politikalarla kredi genişlemesini daha makul oranlara indirmeyi gelişmiş ülkelerin uyguladığı olağanüstü gevşek para politikaları sonucu Türk lirası üzerinde oluşan iktisadi temellerden kopuk değerlenme baskısını sınırlamayı amaçlamıştır. Merkez Bankası’nın her iki alanda da amacına büyük ölçüde ulaştığı görülmektedir. Bu noktada, Ağustos ayından itibaren küresel risk iştahının bozulmasıyla birlikte, döviz kurundaki değer kaybının öngörülen boyutları aşarak enflasyonun beklenenden hızlı artmasına katkıda bulunduğu belirtilmelidir” ifadeleri kullanıldı.

-TEDBİRLER AĞUSTOS AYINDAN İTİBAREN EURO BÖLGESİ’NDE GÖZLENEN ÇALKANTILARIN TÜRKİYE EKONOMİSİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNİN SINIRLANMASINA ÖNEMLİ KATKIDA BULUNDU-

2010 yılının son çeyreğinden 2011 yılı Ağustos ayına kadar Türk lirasında gözlenen kademeli değer kaybının önemli bir bölümünün, makro finansal riskleri azaltmak amacıyla tasarlanan politikaların doğal bir sonucu olduğu belirtilen Mektupta, “Alınan bu tedbirler, 2011 Ağustos ayından itibaren Euro Bölgesi’nde gözlenen çalkantıların Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerinin sınırlanmasına önemli katkıda bulunmuştur. Zira bu döneme aşırı değerli Türk lirası ve hızlı büyüyen bir kredi artışı ile girilmiş olunsaydı, risk iştahındaki ani bozulmanın bilançolara vereceği tahribat sonucu ekonomide sert bir daralma yaşanabilecekti. Merkez Bankası’nın makro finansal riskleri azaltmak için uyguladığı politikalar Bankanın temel amacı olan orta ve uzun vadeli fiyat istikrarı ile uyumlu olmalıdır. Dolayısıyla, geçici fiyat hareketlerinin genel fiyatlama davranışlarını bozmasına izin verilemez. Bu nedenle Merkez Bankası, ekonominin sağlıklı bir dengelenme sürecine girdiğini de dikkate alarak, 2011 yılının son çeyreğinden itibaren yeniden fiyat istikrarına odaklanmıştır” denildi.

-HEDEFE ULAŞMAK İÇİN ALINAN ÖNLEMLER-

Merkez Bankası’nın, enflasyondaki yükselişin fiyatlama davranışlarını bozmasını engellemek amacıyla 2011 yılı Ekim ayından bu yana para politikasında önemli bir sıkılaştırmaya gittiğine işaret edilen Mektupta, bu kapsamda, faiz koridorunun yukarı doğru genişletildiği ve piyasaya yapılan fonlamanın maliyetinin belirgin şekilde arttırdığı kaydedildi. Mektupta, “Ayrıca, küresel belirsizliklere bağlı olarak sermaye akımlarında yaşanan ani değişimlerin yol açtığı olumsuz etkileri azaltmak amacıyla esnek bir likidite yönetim stratejisi tasarlanarak uygulamaya koyulmuştur. Alınan bu tedbirlerle kredi büyümesi makul oranlara çekilmiş ve enflasyon beklentileri kontrol altına alınmıştır. Bu çerçevede, ithalat fiyatları, döviz kuru, işlenmemiş gıda ve tütün fiyatlarından kaynaklanan hareketlerin birikimli etkileri ortadan kalktıkça önümüzdeki dönemde enflasyonun kademeli olarak hedefe doğru ilerlemesi beklenmektedir” ifadeleri kullanıldı. Mektupta, baz etkileri nedeniyle enflasyondaki düşüşün kısa vadede daha sınırlı olacağı, 2012 yılının son çeyreğinde belirginleşeceği kaydedildi.

-2010 SONUNDA HEDEFE ULAŞILMASI MÜMKÜN OLABİLECEK-

Mektupta, “Para politikasının mevcut durumda yüzde 10.45 olan enflasyonu 2012 yılı sonunda yüzde 5 düzeyine düşürecek şekilde uygulanması iktisadi faaliyette arzu edilmeyen dalgalanmalara yol açacağından hedefe ulaşma sürecinin yaklaşık bir buçuk yıllık bir zaman dilimine yayılması öngörülmektedir. Diğer bir ifadeyle, enflasyonun yüzde 5’lik hedefe 2013 yılının ortalarında ulaşacağı bir çerçeve esas alınmaktadır. Öte yandan, önümüzdeki dönemde risk iştahının belirgin şekilde artması ve gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarının tekrar hızlanarak Türk lirasındaki değerlenmenin baz senaryodaki varsayımlara kıyasla daha güçlü olması durumunda, 2012 yılının sonunda hedefe ulaşılması mümkün olabilecektir” ifadeleri kullanıldı.

-RİSKLER-

Kısa vadede enflasyonun yüksek seyrini sürdürecek olmasının fiyatlama davranışı konusunda risk oluşturduğuna dikkat çekilen Mektupta, 2011 yılının son üç ayında tüketici fiyatlarının birikimli artış oranının yüzde 5.66 olduğu, söz konusu artışın 2012 yılının son çeyreğine kadar yıllık enflasyon hesabının içinde kalacağı kaydedildi. Bu nedenle önümüzdeki dönemde enflasyonun ana eğiliminin hedefle uyumlu seviyelere gerileyecek olsa dahi, 12 aylık birikimli fiyat artışları ile ölçülen enflasyonun yılın son aylarına kadar hedefin belirgin olarak üzerinde seyretmesi yüksek bir olasılık olduğu ifade edilen Mektupta, “Merkez Bankası’nın Ekim ayından itibaren gerçekleştirdiği parasal sıkılaştırma mevcut durumda beklentileri kontrol altına almış olsa da, önümüzdeki dönemde fiyatlama davranışları dikkatle takip edilecek ve orta vadeli enflasyon görünümünün hedefle uyumlu olması için gereken önlemler alınacaktır” denildi.
Mektupta, Euro Bölgesi’ne ilişkin süregelen sorunlar ve buna yönelik tedbirlerin etkililiğine ilişkin belirsizliklerin önümüzdeki dönemde küresel piyasalardaki oynaklığın süreceğine işaret edilerek, bu görünüm, birden fazla aracın kullanıldığı esnek para politikası yaklaşımını gerekli kıldığı belirtildi.

-PETROL FİYATLARI DİĞER BİR RİSK UNSURU-

Merkez Bankası’nın hükümete gönderdiği Mektupta, önümüzdeki döneme dair bir diğer bir risk unsurunun petrol fiyatlarına ilişkin belirsizlikler olduğu belirtilerek, şu ifadelere yer verildi:
“Her ne kadar küresel iktisadi görünümün zayıf seyri emtia fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı oluştursa da son dönemde petrol arzına dair sorunların belirginleşmesi, enerji fiyatlarının görünümüne ilişkin yukarı yönlü bir risk unsuru oluşturmaktadır. Böyle bir riskin gerçekleşmesi halinde Merkez Bankası, geçici fiyat hareketlerinden kaynaklanan etkilere tepki vermeyecek, ancak beklentilerin bozulmasına müsaade etmeyecektir.
İşlenmemiş gıda fiyatlarındaki aşırı oynaklık enflasyonda öngörülemeyen sert hareketlere sebep olmaktadır. Bu durum, zaman zaman beklenti yönetimini zorlaştırmakta ve finansal piyasalarda arzu edilmeyen dalgalanmalara yol açabilmektedir. Orta vadede fiyat istikrarının tesisi açısından işlenmemiş gıda ürünleri fiyatlarında oynaklığı azaltmaya yönelik düzenlemelerin hayata geçirilmesi konusunda atılacak adımlar büyük önem taşımaktadır. Bu çerçevede, özellikle taze meyve ve sebze sektöründe; piyasa yapısının güçlendirilmesi, üretimin iklim koşullarına bağımlılığının azaltılması, bilgi alt yapısı ve teşvik sisteminin geliştirilmesi yönündeki düzenlemelerin önemli olduğu düşünülmektedir.


ANKA Haber Ajansı

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner59

banner95

ahududu fidanı,armut fidanı,çiçek soğanı, çiçek soğanı satışı,çiçek tohumu,çiçek tohumu satışı,çınar ağacı fidanı,dut fidanı,erik fidanı, fidan,fidan satışı,fındık fidanı, goji berry fidanı,gül fidanı, gül fidanı satışı, kayısı fidanı, kiraz fidanı, lale soğanı, limon fidanı, meyve fidanı,nar fidanı, sebze tohumu, şeftali fidanı,tohum satışı, trabzon hurması fidanı, üzüm fidanı, elma fidanı,vişne fidanı,zeytin fidanı, armut fidanı, palmiye fidanı, çim tohumu,badem fidanı,