Öne Çıkanlar manisa fındık mehmet aydın destekleme sel madurları

Bu haber kez okundu.

TEMA gönüllüleri Sapanca Gölü'ndeki kuraklığa dikkat çekti
Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı (TEMA) 'Erozyonla Mücadele Haftası'nın bu yılki teması olan su ve kuraklığa dikkat çekmek amacıyla Sapanca Gölü'nde etkinlik düzenledi. TEMA gönüllüleri, Sapanca Gölü'nde zincir oluşturarak kuraklığa dikkat çekti. Sakarya Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve TEMA Sakarya Temsilcisi Yrd. Doç. Dr. Mahnaz Gümrükçüoğlu, göldeki çekilmenin ciddi boyutlarda olduğunu, gölün artık 'ötrofik' dedikleri sonun başlangıcı olarak adlandırabilecekleri seviyeye geldiğini söyledi.

TEMA gönülleri, kuraklık tehdidi altındaki Sapanca Gölü'ne dikkat çekmek amacıyla Arifiye ilçesindeki Gölpark'ta biraraya geldi. 'Su Yoksa Hayat da Yok' şeklinde pankart açan gönüllüler, el ele tutuşarak insan zinciri oluşturdu. Etkinlikte konuşan TEMA Vakfı Çevre Politikaları Koordinatörü Esra Yazıcı Gökmen, 'Erozyonla Mücadele Haftası'nın bu yılki temasını, ciddi kuraklık tehlikesi nedeniyle su ve kuraklık olarak belirlediklerini söyledi. Gökmen, "Amacımız farkındalık yaratmak. Türkiye genelinde maalesef hemen hemen her bölgede erozyon yaşanmakta. Son bir kaç senedir değişiklik yaptık. Erozyonla bağlantılı olacak şekilde bir konuyu seçerek o senenin teması olarak belirliyoruz. Geçen sene 'toprağa gönüllülük', 'toprağa gönüllü olma' temasıydı. Ondan önceki sene 'iklim değişikliği', ondan önceki sene 'meşeler yuva arıyor' kampanyamızdı. Bu sene ise yaşadığımız ciddi kuraklık tehlikesi nedeniyle erozyonla mücadele haftamızın temasını 'su ve kuraklık' olarak belirledik." dedi.

TEMA Sakarya Temsilcisi Yrd. Doç. Dr. Mahnaz Gümrükçüoğlu ise kuraklığın çok uzun süre devam eden çok önemli bir afet olduğunu belirtti. Kuraklığa ve su kıtlığına dikkat çekebilmek için Türkiye'de en önemli örneklerden birinin Sapanca Gölü olduğunu anlatan Gümrükçüoğlu, şunları söyledi: "Sapanca Gölü, dünyanın en önemli içme suyu kaynaklarından bir tanesi. Dünyada ancak bir kaç tane var. Bu kadar temiz içme suyu. 'Vardı' demek gerekiyor aslında. Çünkü yavaş yavaş kaybediyoruz gölü. Göldeki çekilmenin ciddi boyutlarda olduğunu, gölün artık ötrofik dediğimiz sonun başlangıcı olarak adlandırabileceğimiz seviyeye gelmiş olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Dalgıçların gölün dibinde yaptığı çekimlerde de bu görülebiliyor. Dip tamamen bitkilerle kaplanmış durumda. Gölü dipten besleyen kaynaklar kurumuş durumda. Üç kaynağa rastlanılamadı. Gölün içindeki oksijen azalıyor. Azaldıkça türler ortadan kalkıyor. Göl artık şunu söylüyor; biraz daha uğraşırsanız, biraz daha tedbir almazsanız ben artık bataklık olacağım."

"KURAKLIĞIN ETKİLERİ KOLAY KOLAY ORTADAN KALKMAZ"

'Önümüzdeki dönem çok yağışlı bir dönem olursa ya da yağışlı bir kış yaşarsak her şey hallolur' gibi bir imaj için çalışıldığını dile getiren Gümrükçüoğlu, "Kuraklığın etkileri kolay kolay ortadan kalkmaz. Son yağışlar gölde meydana gelen tahribatı ancak bir kaç santim öteleyebildi. Göldeki problemler hala devam ediyor. Çünkü sanayi su almaya devam ediyor. İçme suyu şişeleme tesisleri almaya devam ediyor. Dereler tamamen bu tesislerin işgali altında. Kaçak kullanımlar hala devam ediyor. İletim hatlarında yüzde 50'ye varan oranlarda kayıplar var. Bunların önlenmesi için ciddi çalışmaların yapılması gerekiyor. Sanayinin su alımının tamamiyle ortadan kaldırılıp sadece insani amaçlı bu gölün kullanılması gerekiyor. Sanayi için yakın zamanda mutlaka ve mutlaka yeni alternatifler üretilmesi gerekiyor. İzmit Belediyesi bu konuda bir adım atmış. Arıtma suyunun bir kısmını, 5 fabrikaya proses suyu olarak vermeye başladı. Bu güzel bir adım. Bu adımın hızlı bir şekilde bütün sanayi tesislerine yayılması lazım. İnsanların, tahsis edilen suyu kullanırken son derece tasarruflu olması konusunda bilinçlendirilmesi gerekiyor. İnsanlar sanki su çeşmelerinden aktığı sürece hiç bir problemimiz yokmuş gibi düşünüyorlar." diye konuştu.

Havzalar arası su nakli ile hiç bir şekilde su problemine çözüm üretilemeyeceğini savunan Gümrükçüoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yüzey sularını kullanmıyoruz. Yer altı sularını kullanıyoruzu söylemekten vazgeçilmesi gerekiyor. Yer altı suyu çok fazla kullanıldığı için göle sızıntıyla gelen yeraltı suyu kaynaklarında 42 milyon metreküp bir azalma var. Su kullanımı için baraj yapıyorsunuz. Barajı, doğal göl suyunu transfer ederek dolduruyorsunuz. Trajikomik bir şey."

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner59

banner95

ahududu fidanı,armut fidanı,çiçek soğanı, çiçek soğanı satışı,çiçek tohumu,çiçek tohumu satışı,çınar ağacı fidanı,dut fidanı,erik fidanı, fidan,fidan satışı,fındık fidanı, goji berry fidanı,gül fidanı, gül fidanı satışı, kayısı fidanı, kiraz fidanı, lale soğanı, limon fidanı, meyve fidanı,nar fidanı, sebze tohumu, şeftali fidanı,tohum satışı, trabzon hurması fidanı, üzüm fidanı, elma fidanı,vişne fidanı,zeytin fidanı, armut fidanı, palmiye fidanı, çim tohumu,badem fidanı,zeytinyağı