23 Mayıs 2012 Çarşamba

Yabancı Ot Mücadelesinde Allelopatinin Kullanımı

28 Temmuz 2011, 15:00
Bu makale 5533 kez okundu
Yabancı Ot Mücadelesinde Allelopatinin Kullanımı
 Dr. Y. Emre KİTİŞ*
 Prof. Dr. F. Nezihi UYGUR**

*Süleyman Demirel Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü
**Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü

Hemen hemen tüm bitkiler toprak altı ve/veya toprak üstü organlarından bazı kimyasal maddeler salgılar. Bu kimyasal maddeler çevredeki diğer bitkileri, doğrudan ya da dolaylı, olumlu veya olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bitkiler arasında biyokimyasal maddeler aracılığıyla meydana gelen bu etkileşime “allelopati” adı verilmektedir[1]. Bu özellik bazı bitkilerde diğerlerine göre daha fazladır. Örneğin ceviz ağacı salgıladığı hidrojuglon maddesi nedeniyle altında ve yakın çevresinde başka bitkilerin gelişmesine izin vermez. Ama bazen, bu kimyasallar bazı bitkiler için toksik olmayabilir. Örneğin cevizin salgıladığı ve oksitlenerek zehirli hale geçen kimyasal bileşik (juglon) kavun bitkisinin çimlenme ve fide gelişimini teşvik etmiştir [2]. Bu örnekte olduğu gibi bazı allelopatik bitkiler ya da bu bitkilerden elde edilen doğal kimyasallar, kültür bitkilerinin arasında gelişen yabancı otları kontrol etmek amacıyla kullanılabilmektedir. Sentetik kimyasal ilaçların yoğun ve bilinçsizce kullanılmasıyla birlikte, gerek çevre, gerekse insan sağlığındaki olumsuz gelişmeler ve her geçen gün daha fazla sayıda yabancı ot türünün herbisitlere (yabancı ot ilacı) direnç geliştirmesi, bu ilaçların yerini ikame edebilecek daha doğal, daha çevre dostu kimyasalların arayışına hız vermiştir. Bu bağlamda, bitkilerden salınan ve adına allelokimyasal denilen bu doğal bileşiklerin yabancı otların mücadelesinde kullanımıyla ilgili stratejiler geliştirilmiştir. Çünkü doğal bileşikler, yarılanma ömürlerinin daha kısa olması nedeniyle çevre açısından sentetik herbisitlere göre daha güvenlidir [3]. Allelokimyasallar sentetik herbisitlerde olduğu gibi bitkilerde hücre bölünmesi, protein sentezi, fotosentez, solunum, membran geçirgenliği, enzim aktivitesi, besin maddesi alınımı ve çimlenme gibi metabolik ve fizyolojik olaylardan biri veya bir kaçını etkilemektedir [4]. Allelokimyasalların herbisidal etkileri ve etki mekanizmaları üzerine çok sayıda araştırma yapılmıştır. Ancak yapılan çalışmaların pek çoğu laboratuar ve saksı denemeleri düzeyinde kalmış, araziye aktarılan uygulamalar sınırlı olmuştur. Bu makalede, kontrollü laboratuar koşullarında elde edilen sonuçların yerine pratikte uygulanabilirliği açısından, arazi şartlarında olumlu sonuç veren saha çalışmalarına ait örnekler paylaşılmıştır.

Ülkemizde en çok bilinen ve pratikte de kullanılan allelopatik bitki antep turpudur (Raphanus sativus L.). Yapılan çalışmalarda antep turpu parçalanarak toprağa karıştırıldığında, yazlık kültür bitkilerinin ve meyve bahçelerinin birçoğunda sorun olan geliç ya da kanyaş (Sorghum halepense (L.) Pers.) adı verilen yabancı ota ait rizomların sürmesini büyük oranda engellediği bulunmuştur [5]. Bugün Çukurova bölgesinde pamuk yetiştiren üreticiler arasında bu yöntem uygulanmakta, ön bitki olarak antep turpu ekilmekte, yarısı hasat edilip, diğer yarısı toprağa karıştırılmaktadır. Bu sayede pamuk tarlalarının en önemli yabancı otlarından olan kanyaş, ilaç kullanmadan kontrol edilebilmektedir. Yapılan benzer bir çalışmada yeşil gübre olarak ekilip toprağa karıştırılan antep turpunun, arkasından ekilen pamuk bitkisi içerisindeki kanyaş çıkışını, turp ekilmeyen parsellere göre nerdeyse tamamen (%99.7) durdurduğu saptanmıştır [6]. Benzer bir çalışma mısır bitkisi için yapılmış ve antep turpunun toprağa karıştırılmasından sonra ekilen mısır bitkisi içerisindeki yabancı otların sayısı ve kapladığı alanın azaldığı, buna karşılık mısır veriminin arttığı belirlenmiştir [7]. Yapılan çalışmalar antep turpu üzerinde yoğunlaşmakla beraber, aynı familyadan (Brassicaceae) olan beyaz turp, siyah turp, fındık turpu ve şalgamın da kanyaşın kontrolünde antep turpu kadar etkili olduğu bildirilmektedir [8].

Yabancı ot kontrolü amacıyla allelopatik etkisinden faydalanılabilecek bir diğer bitki yoncadır (Medicago sativa L.). Yonca ekili alanlarda Orta Anadolu ve geçit bölgelerinin önemli bir yabancı otu olan kekrenin (Acroptilon repens (L.) D.C.) sayısının azaldığı gözlenmiş ve akabinde yapılan çalışmalarda kekrenin sürgün vermesini yoncanın azalttığı saptanmıştır [9]. Diğer bir araştırmada özellikle Karadeniz Bölgesi’nde sorun olan pelin (Artemisia vulgaris L.) adı verilen yabancı ot türünün, yonca ekili alanlarda % 89.4 düzeyinde azaldığı belirlenmiştir [10]. Bunda yoncanın sürekli biçilen bir bitki olmasının da etkisi büyüktür. Bu bakımdan özellikle çok yıllık yabancı otların sorun olduğu alanlarda ekim nöbeti içerisine yoncanın dahil edilmesiyle, yabancı ot probleminin büyük oranda ortadan kalkacağı öngörülmektedir [10, 11]. Yonca parçalarını toprağa karıştırmanın da yabancı otları azaltmada etkili olabileceği yapılan bazı saksı denemeleriyle ispatlanmıştır [9, 12]. Ancak böyle bir uygulama yapılacaksa, yoncanın bazı kültür bitkilerine de toksik etkileri olduğu göz ardı edilmemelidir.

Allelopatik potansiyeli pek çok çalışmaya konu olan ve ülkemizde subtropikal iklimin görüldüğü yerlerde sıkça karşılaştığımız okaliptüs (Eucalyptus camaldulensis Dehn.), zakkum (Nerium oleander L.) ve tespih ağacı (Melia azedarach L.) türlerinin de yabancı otlara karşı potansiyel biyoherbisit etkiye sahip olduğu bilinmektedir. Ülkemizde mısır tarlasında yapılan bir çalışmada, söz konusu bitkilere ait yaprak ve genç sürgünler toprağa karıştırılmış ve bu uygulamanın yabancı otları azaltırken, mısırın verimini artırdığı tespit edilmiştir [13].

Yukarıda bahsedilen ve pratikte uygulanarak başarılı sonuçlar alınan bitki türlerinin yanı sıra, allelopatik potansiyele sahip daha pek çok bitki türünün de tarım alanlarında sentetik kimyasal ilaçlara alternatif olarak kullanılabileceği öngörülmektedir. Bu bağlamda, daha çok araştırmanın yapılması ve pratikte sonuç verecek arazi çalışmalarının artması gerekmektedir.

Not: Bu makale Tarım Türk Dergisi'nin 29. sayısında yayınlanmıştır.

Kaynak: KİTİŞ Y.E., UYGUR F.N., 2011. Yabancı Ot Mücadelesinde Allelopatinin Kullanımı. Tarım Türk Dergisi, Sayı: 29, 84-85 s.

Yararlanılan Kaynaklar
[2] Kocaçalışkan, İ., 2006. Juglon ve katekol allelokimyasallarının allelopatik ve herbisit etkileri. Allelopati Çalıştayı, 13-15 Haziran, 2006, Yalova. 103-118.
[3] Duke, S.O., 1986. Naturally occurring chemical compounds as herbicides. Weed Science, Vol: 2, 15-44.
[4] Özer, Z., Kadıoğlu, İ., Önen, H. ve Tursun, N., 1998. Herboloji (Yabancı Ot Bilimi). Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Ziraat Fakültesi Yayınları, No: 20, ikinci baskı, 403 s. Tokat.
[5] Uygur, F.N., Köseli, F. ve Çınar, A., 1990. Die allelopathische wirkung von Raphanus sativus L. Zeitschrift für Pflanzenkrankheiten und Pflanzenschutz, Sonderheft, XII, 259-264.
[6] Kayandan, A., Nemli, Y., Demirci, M. ve Ertem, A., 2002. Ekolojik pamuk tarımında yeşil gübre olarak uygulanan bazı bitkilerin yabancı ot çıkışına ve pamuk verimine olan etkilerinin araştırılması. Türkiye Herboloji Dergisi, 5: 1-9.
[7] Doğan, A. ve Uygur, F.N., 2005. Antep turpu (Raphanus sativus L.)’nun mısır bitkisine ve yabancı ot türlerine olan allelopatik etkisinin araştırılması. Türkiye Herboloji Dergisi, 8 (2): 10-25.
[8] Uludağ, A., Üremiş, İ., Arslan, M. ve Gözcü, D., 2005. Johnsongrass control using brassiceae crops. 4 MGPR Symposium, 21-24 September 2005, Turkey, 123. s
[9] Sözeri, S., 2003. Kontrollü koşullarda yonca (Medicago sativa L.)’nın yaprak ve kök-su ekstraktları ile bitki materyalinin kekre (Acroptilon repens (L.) D.C.) tohumlarının çimlenmesine, kök gözlerinin gelişimine allelopatik etkileri. Türkiye Herboloji Dergisi, 6 (2): 21-31.
[10] Önen, H., 1999. Pelin (Artemisia vulgaris L.)’in bazı biyolojik özellikleri ile savaşım olanakları üzerinde araştırmalar. Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Bitki Koruma Anabilim Dalı, Doktora Tezi, 149 s., Tokat.
[11] Özer, Z., Doğanlar, M. ve Güncan, A., 1977. Meyanotunun (Glycyrrhiza glabra) biyolojisi ve mücadele imkanları üzerinde araştırmalar. TÜBİTAK, yay. no: 331, 49 s.
[12] Önen, H., 2006. Türkiye’de pelin ve yoncanın allelopatik etkileri üzerinde yapılmış çalışmalara genel bir bakış. Allelopati Çalıştayı, 13-15 Haziran, 2006, Yalova. 3-21.
[13] Uygur, F.N., 1996. Die allelopathische wirkung von pflanzenmaterial und –extrakten im maisfeld. Z. Pflkrankh PflSchutz, Sonderh, XV, 77-85.

    Yorumlar

YAZARLAR Tümü

GAZETE MANŞETLERİ

HAVA DURUMU

Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

ANKET Sonuçlar Tümü

?Tarımda Verilen Desteklemelerin Amacına Ulaştığını Düşünüyormusunuz?

SENDE YAZ

Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

ARŞİV